THE REFLECTIONS OF TURKISH REVOLUTION ON THE LANGUAGE BETWEEN 1930-1938

Devletler tarihine bakıldığında çoğunlukla komşuları ile olan ilişkilerinde inişli çıkışlı grafikler çizdikleri görülür. Bu ilişkiler denge dönemlerinde yumuşama şeklinde seyrederken, güçlü olunan dönemlerde ise grafik güçlü olanın yönüne dönmüştür. Türk Yunan ilişkilerinde de bu çerçevede askeri, siyasi, sosyal ve ekonomik boyutlarıyla çok yönlülük göstermiştir. Anadolu ve Balkanlar üzerine olan bu ilişkiler iki ülkeyi zaman zaman karşı karşıya getirmiştir.

XX. yüzyıl başlarında Türkiye, Sevr Barış Anlaşmasını reddederek Kurtuluş mücadelesi vermiş, zafer sonunda imzalanan Lozan Anlaşması ile diğer Batılı devletler gibi tam bağımsız ve eşit statüde bir devlet olmuştur. Lozan Barış Konferansının ortaya koyduğu siyasi metinlerden biri de Türk ve Yunan Halklarının Mübadelesine ilişkin sözleşme ve protokoldür. Bu sözleşme ile Türler ve Rumlar yaşadıkları yerleri terk etmek zorunda kalırken, her iki ülke içinde yıllarca sürecek sorunların yaşanmasına neden olmuştur.

Mübadele görüşmeleri devam ederken İstanbulda daha çok Rum bırakmak ve Batı Trakyadaki Türkleri göçe zorlamak isteyen Yunanistan etabli sorununu yaratmıştır. Tarafların bu konuda anlaşmaya varamaması üzerine Yunanistan, Türkiyenin o dönemde Milletler Cemiyeti üyesi olmamasının avantajlarını da kullanarak Türkiye üzerinde baskı kurarak meselenin istediği yönde çözülmesi içi konuyu Milletler Cemiyetine taşımıştır.

Bu makalede mübadele içinde Yunanistan tarafından yaratılan etabli sorunu ile ilerleyen dönemlerde Türkiyenin iç işlerine müdahaleyi de içerecek şekilde Türkiyenin zor durumda bırakılması çabaları[.....]


Devam..